23 Haziran 2006

Yollarda Yazdıklarımdan

Not defterimi karıştırırken, 3 ay öncesine ait yol günceme rastlıyorum..
Yazasım geliyor bunu bir yerlere, o yüzden işte, yazıyorum..


Gün batıyor...Bir ikindi vakti yerini akşama devretmek üzere..
Güneş, yeni yeşermiş tarlaların üzerinde kayboluyor..
Kırşehir yolundayım..
Elmadağ'da, kıvrılan yollar, uçurum, suyu azalmış dere, yeni çiçek açmış ağaçlar vardı.
Önceleri mavi olan gökyüzü yerini bir taraftan kızıla vermeye başladı..
Yer yer, tek başına ağaçlar var. Tek başına, bir köşede, çiçek açmış..

Tarlalar yeşilliklerle dolmuş taşmış..

Salkım söğütler incecik açık yeşil yapraklarla donanmış...

Doğduğumdan beri gidip geldiğim bir yol bu yol. Defalarca gidip geldiğim ama; asla bıkmadığım.

Mucur demek mutluluk demek benim için.. Çünkü anneannem demek Mucur..
Şimdilerde, anneannemin yaşı 60'lardayken, onunla birlikte yaşlanan kocaman bahçemiz, ağaçlarımız...

Küçükken ablamla birlikte bu yolda, Mucur sınırlarında evler görülmeye başladığında gözlerimiz iki uzun, çok uzun kavak ağacını arardı..Anneannemin kavakları..
Şimdi kesildi onlar..Uzun zamandır yoklar.
Pek çok ağaç kesildi, bazıları fırtınada devrildi..
Ailemizin nüfusu arttı ama, ağaçların nüfusu azaldı anneannem yaşlanınca..

Ama geçtiğimiz yaz pek çok yeni ağaç dikti anneannem..Dileriz bu eski bahçede, yeni yeşerecek ağaçlar yerlerini beğenir, dileriz boy verir büyürler.

Mucur, çocukluğumun en mutlu sayfası..
Anneannemin şefkati, sevgisi tarif edilmez benim için. Bir sürü kuzen, dayımlar, teyzemler, bebekler, genç kızlar, yaramaz oğlanlar hep onun evinde toplandık biz..

İki ablam da evlendikten sonra çocuklarıyla geldiler Mucur'daki evimize..

Kocaman kayısılar topladık birlikte, çekirdeklerini kırıp yedik..
Akşam serinliğinde çarşıya dondurma yemeye gittik.

Canım kuzenim Ayşemle muhabbetlerimiz, okuduğumuz kitaplar, küçükken oynadığımız oyunlar..
Çakıllarla dolu yolda bisiklet sürmek, top oynamak, erik ve dut ağaçlarına tırmanmak..
Bahçe sulama havuzunda ayaklarımızı sallandırıp, sıcaktan yanmış toprağın üstüne serin serin su akıtan hortumdan su içmek..
...

Anneannem civcivler yumurtadan çıkınca bana haber ederdi..
Bir vakit, bir civciv hasta doğmuştu. Onu aldım..Balkondaki minderin üstüne yatırdım. Anneannem "bu hasta" demişti.."yaşamaz" demişti..Öyle de oldu..Titreye titreye öldü hayvancağız..

...
Anneannemin ağaçları, çok bereketliydi..
Leğenler dolusu meyvemiz olurdu..Dalların tepesindeki erikleri çırpmam için anneannem beni ağaca çıkarırdı..
Ne saadet..
Bir güzel tırmanırdım. Sonra inerken zorlanır da, anneannemin kucağına atlardım ..
Anneannem leğenlere doldurup komşu evlere meyve gönderirdi. Her gelen misafire de toplayıp torba torba verirdi..

Anneannem çok güzel yemek yapar..Başka hiçbir yerde yemediğim, tadını unutmadığım gül cacığı, sütlü kabağı vardır..
İneğin ağız sütü vardır bir de, senenin belli dönemlerinde bulabileceğiniz..

Sabah namazından sonra hiç uyuduğunu bilmem anneannemin..O da bilmez..
Babası taa küçükken öyle alıştırmış onları..Hala da uyumaz seher vakti..

Bazen eskileri anlatır, gençliğini, yaşadıklarını, dalar gider uzaklara..

Çok seviyorum anneannemi..

Hayat onun karşısına hep acılarla çıktı ..Ama anneannem hayatın sadece dünya olmadığını bilir..
Dünya gurbettir onun için..
Bizim esas yurdumuz "orası" der ahiret için..

Daha hangi birini anlatsam..

Küçükken Ankara'ya dönmemek için dolapların, somyaların içine saklandığımı mı?..

Akşam olup hava karardığında aile boyu oynadığımız saklambaçları mı?..

Anneaennemin güllerini çiçeklerini mi?..

Elmaları, mısır, domatesleri mi?..Daha hangi birini?..



İşte şimdi Mucur'a gidiyorum yine..
Bu kez dallara tırmanan, bisiklet süren bir afacan olarak değil..Anneannesini özlemiş, 22 yaşında kocaman bir erişkin ama ; yine de anneannesinin küçük torunu olarak gidiyorum..

Aceleden kimseye bir hediye alamadım..Sadece alelacele çok beğendiğim bir başörtüsü aldım canım teyzeciğime..
Sevgi teyzem..Mustafa eniştem..
Başörtüsünü elime aldığımda gözlerimden iki damla yaş süzüldü..

Teyzemin ağlayarak bana sarılması, eniştemin beni gördüğünde ağlaması geldi aklıma..
Bir kızlarını Belçika'ya gelin ettikten sonra diğer kızlarını da Amasya'ya okumaya gönderince ikisi de çok mahsunlaştılar..

Teyzem bana sarılınca, iki yılda bir görebildiği Belçika'daki kızına sarılmış gibi olur hep.. Eniştem beni ona benzetir, ağlar..

Ben de bilirim..
Canım ablam evlenip İstanbul'a gittiğinden beri, genç kızların evlenip ailelerinden uzağa gitmesi kalbime dokunur, kendimi tutamam..
Bu yüzden beyaz gelinlik görmek hüzünlendiriyor beni..

Şu dünyada ayrılık ne elem vericidir..Nasıl da eksiklik vardır gönülde..Nasıl bir burukluk..Ama dünya bu ya..
Her zaman başka ayrılıklarla çatlar buzdağımız..

Hayatımızı başka insanlara ayırırız ve vakti geldiğinde onlardan da ayrılırız..

Eğer ahiret olmasa, ah olmasa ne dayanılmaz olurdu yaşamak...
Kavuşmak hayali olmasa ne kadar eksik kalırdı insan..

Allah dostu kullar, bu dünyayı gurbet görür, bir an evvel Hakk'a kavuşmayı niyaz ederler..Hasret çekerler..

Allah'ı kalpten sevenlerin gözünde şu cihan bir kir nispatindedir..
Nasıl bir şeydir ki, tutkuyla bağlandığımız şu dünya, eş-dost, evlat, kardeş, herkes, her şey pek kıymetliyken cihan bir kir hükmünde olsun..
Demek ki aşk böyle bir şey..
ve demek Allah Aşkından bu kadar uzağız...

Garib olan Rabbim bizi de kendisine yakın eylesin..
Amin..
Rızasına erdirsin..

Maddi ve manevi şifalar ihsan etsin inşallah..
Saadet-i Dareyn nasip etsin bize..

"De ki; benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir" ayetini içimize sindirsin..


Gün gitti...Karanlık gelti..
Rabbim nasıl da değiştiriyor alemin renklerini, ve ruhlarımızın renklerini..


Yoldayım..

Son durak: Mucur..


31 Mart 2006

4 yorum:

cenkunal dedi ki...

Anneannene nice güzel ve hayırlı ömürler diliyorum.
Ne mutlu O'na ve sizlere.
Bu yazı bende de derin hisler uyandırdı.

tahin dedi ki...

Anneannenize saglikli, hayirli omurler. Ahirette de, bu dunyadaki gibi hep birlikte olmanizi nasip etsin Allah inshallah.

Aşk-ı Beka dedi ki...

Allah razı olsun, güzel dileklerinize çok teşekkür ediyorum..
Sizlere de sevdiklerinizle birlikte iki cihan saadeti diliyorum..

Mutlu günler !

Tuba dedi ki...

Yaklaşık iki yıldır gidemediğim Mucur'uma yazınızla yaptığım yolculuk o kadar iyi geldiki... :) Burnumun ucuda sızlamadı değil...