19 Mayıs 2006

kafamdamechuller


kafamdamechuller
Originally uploaded by aşk-ı beka.
Baharın son demleri, uçuşan polenler, kelebekler, renklerine alıştığımız yapraklar, bulutlar, yağmur ve gökkuşağı, kitaplar, okunacaklar, yazılacaklar, gezilecek görülecekler, hasret giderilecek dostlar, edilecek sohbetler, görülecek filmler vardır bekleyen..
Bir de sınavı vardır aşk-ı beka'nın haziranın 1 ve 2sinde..
bu dert ile muzdariptir zira tatili ve yapacaklarını düşünmekte, sevdiklerini özlemektedir..
dersler büyümekte büyümektedir gözünde..
resim bile çizmek ister..
ama çalışılacak konular dağ gibi (en az 1500 sayfa) ve çalışılmış kadarı pek azdır..
Velhasılı kelam, internete, bilgisayara başka meşguliyetlere ara vermek için geç bile kalınmıştır..

Şimdi,
Dua ister bu kardeşiniz..

Selam eder,

ve gider...


çizim:aşk-ı beka

motherandson


motherandson
Originally uploaded by aşk-ı beka.
zordur anlamak..
büyük için de
küçük için de..
çünkü acı büyük
ümit küçük mü küçüktür artık..

çizim:Aşk-ı Beka

Rose


Rose
Originally uploaded by aşk-ı beka.
Bir kaç gün önce, bahçemize yeni dikilmiş, ter-ü taze güllerimiz vardı. Gül olduklarını görmemiştik, henüz gonca idiler..
Yeşil yapraklarının arasından kiminin sarı, kiminin pembe olduğu anlaşılıyordu.
Baharın en sevdiğim güzelliklerinden biridir "yağmurla tütsülenmiş çimen kokuları"..Bu çimen kokularının arasında, gül kokularını da alacağım zamanı heyecanla bekler bir halim vardı.
Bir gün evden çıktığımda, baktım ve gördüm ki bizim ter-ü taze goncaların biri açılabildiği kadar açılmış, kadife, mükemmel bir gül olmuş..Daha sabah bizden sakladığı o canım yapraklarını hediye eylemiş bahara, bizlere..
Bahçenin diğer bir köşesinde, sarı güller de biraz mahcup bir eda ile açılmışlar.
Benim, bahçeyle gözgeze gelebileceğim bir kaç dakikam vardı sadece..Ve bu bir kaç dakika büyük bir heyecan, büyük bir neşe kattı günüme..
Bir mutlulukla bindim arabaya.

Akşam, eve döndüğümde, merakla gözlerimi sarı güllere çevirdim..
Yerlerinde yoklardı..
Çünkü taa diplerinden koparılmışlardı acımasızca..

Yeniyetme bir genç, sevdiğine götürmek için mi koparmıştı, yoksa gül kurutmaya meraklı bir kız mı almıştı onu ordan bilmiyorum..

Ama bahçemiz daha doyamadan güllerin renklerine, öksüz kalmıştı..

Koparılmıştı güller..Bir bencillik miydi bu?..Hani gül dalında güzeldi?..

Evet..

Başkalarının görebileceği güzellikleri, tadabilecekleri mutlulukları "kendine" koparmak bencillik olmalı.

Sadece koparılan güllerde değil, daha başka pek çok şeyde hissediyorum bu koparışlarla edilen hataları, sonralarını..


Elimizi bir şeyi koparmaya uzattığımızda, bir adım ve hatta yüz adım ötesini de düşünebilir miyiz?..Neden olmasın?..Dar değil ki muhayyilemiz bizim.

Öyle işte..

Koparılmış güllerden
Koparılmış mutluluklara
Koparılmış umutlara
Koparılmış huzura doğru sürüklüyorum kalbimi,
kalbimi, dört bucaktan, çekebildiğim yere kadar..

Kopardıklarım için af diliyorum koparılmışlardan..

Bahçemdeki "henüz" koparılmamış güllerin renklerini temaşa ile,
daha açacak pek çok güle hayranlıkla kapatıyorum bu seyri de..

Selam ile..

Aşk-ı Beka
17 Mayıs 2006

Fotoğraf: Aşk-ı Beka, yer: Amasra,
red level üzerinde manipulasyon mevcuttur :)

11 Mayıs 2006

Kelebeğim canım benim :)


kelebegimmm
Originally uploaded by aşk-ı beka.
9 Mayıs doğumgünümdü, çok çok güzel bir gündü..Bu günün en büyük güzelliklerinden biri eve girdiğimde kapıda beni bekleyen kocaman bir paket ve içindeki bu hiçbir şeyle değişmeyeceğim tabloydu..Canım dostumun kelebek hayranlığıma mukabil tuvale yansıttığı renkler.En sevdiğim pembe renkten bir zemin..Şimdi odamın en güzel yerini süslüyor!..Gerçeğini görebilmenizi dilerdim.

Yeni bir yaşın ilk günlerini yaşamak, yılları geride bırakmak bambaşka bir duygu. İnsan üzülecek mi sevinecek mi bilemiyor :)

Bizleri bugünlere kadar hayırlarla yaşatıp hayırlarla büyüten Rabbimize sonsuz şükürler olsun !..

Allah için birbirini seven kalplerin sayısı artsın inşallah.

Muhabbetle !...

Bahçede Hanımeli


Bahçede Hanımeli
Originally uploaded by aşk-ı beka.
Yağmurlu bir günün son demlerinde üzerlerinde yağmur damlalarını barındıran hanımelleri..
İstanbul'dan ablam geldi bu haftasonu..Başlık onun fikri :) Çünkü güzel bir şarkıyı hatırlatıyor "bahçede hanımeli" :)

Fotoğraf: Aşk-ı Beka
Yer: Altınpark/Ankara
Mayıs 2006

08 Mayıs 2006

micro world


micro world
Originally uploaded by mkm3d.
Yine bir flickr gezintisi sonucu rastladığım bu harika resim beni yağmurun serinliğine götürdü..

Yağmur ferahlıktır
Yağmur rahmet
Yağmur, Rahman'ın lütfundan büyük bir nasip bize..

04 Mayıs 2006

yavru kedi


cat21280
Originally uploaded by xmarkoz.
Flickr'da yavru kedicikleri gezerken bu minik tatlı mı tatlı yavruya rastladım !..
Ne güzel bir bahar sabahı güneşin pencereden içeri süzülmesi
ne güzel yağmurla yıkanması kentin !
ne güzel Rabbimin yarattığı minicik canları seyretmek ve onlarda derinlemesine merhameti içine çekmek !..
ne zaman bunalsam Rabbim güneşiyle aydınlatıyor yüzümü..
olumsuzlukları sıyırıp atıyor merhamet.
ne güzel Rahman/ın eşsiz merhametinde kendini bulmak..

Çok güzel...çok şükür !...

KİMSE ONU DUYMADI

İşten eve geldi. Kapıyı kendisi açtı. Kimse onu karşılamadı.
İşten eve geldi. Kapıyı kendisi açtı. Birisini gördü ancak o görmedi.
İşten eve geldi. Kapıyı kendisi açtı. Birisinin yüzü ona dönüktü. Sadece baktı.
İşten eve geldi. Kapıyı kendisi açtı. Gülümsedi ona dönük yüz. Adam da gülümsedi. Hoş geldin dedi. Hoş buldum dedi. Bu bir ritüeldi.
İşten eve geldi. Kapı ona açıldı. O da onlara. Olan bitenden söz etti.
İşten çıktı. Ne kendisinin açacağı ne de ona açılacak bir kapı yoktu. Alışveriş merkezine gitti. Orada kapı onu görünce otomatik açılıyordu. Kapının arkasında da görevi gelenlere hoş geldin diyen birisi. Çıkarken de güle güle diyen. Ve yine otomatik açılıp kapanan bir kapı.
İşten çıkamadı. Çıkarıldı. Kapıyı kendisi açtı. Ona bakan yüzü görmedi.
Sabah evden çıkmadı.
Sabah evden çıktı. Kapıyı kendisi açtı. Sigara dumanından kendisine dönen iki yüzü görmedi. Çayını yudumladı. Bu da ritüeldi.
Sabah evden çıktı. Arabasının kapısını şoförü açtı. İşyerinde de kendisi açmadı kapıyı. O hiçbir zaman kapı açmadı. Kapılar hep açıldı. O hiç gülümsemedi. Her kes ona gülümsedi. Ellerini hiç kullanmadı. Kimsenin elini tutmadı. Her kes onun elini tuttu. Hatta öptü.
İşten eve geldi. Kapıyı kendisi açtı. Kapının kenarında bırakılmış bir fatura gördü. Var olduğunu hissetti. Önemsenmek hoşuna gitti. O gün evini faturasıyla paylaştı. Ona sarılıp yattı.
İşten eve geldi. Beş tane küçük yüz karşıladı. 10 tane minik göz. Dizlerinin üstüne çöktü. Göz göze geldi. Minik kollar onu kucakladı. Hep beraber doydular.Hiç kapı açmadı. Hiç kapatmadı. Kapı hep üstüne sürgülendi.

İşe gitmedi. İşten gelmedi. Fatura almadı. Kimse onu karşılamadı. Beş saniye dayanamadı. Küçük hücresinde ömür boyu mahkum edildi. Sürgülendiğinden beri üzerine kapı, hep beş saniye dedi durdu.
Kimse onu duymadı.
Her kes onu unuttu.
O unutmadı.
ÖFKE İLE TEHLİKE ARASINDAKİ MESAFE SANİYELER KADARDIR.

Dr Faik Özdengül

Bahar nedir?


yellowprincessofforest
Originally uploaded by aşk-ı beka.
Bahar nedir?

Portakal ağacının üstünde hem çiçeğini hem meyvesini birden görüp hayret etmektir.

Her yeni güne ,yeniden doğan güneşe zikr-i cehrî ile hoşâmedi yapan kuşlara,zikr-i hafî ile iştirâk etmektir.

Güneşin ilk ışıkları denizin taze sabah mavisinde yakamozlar bırakırken,gözleri ile denize;aklı,kalbi,ruhu ile cevşenin manalarına dalış yapmaktır.

Deniz seviyesinden 630 metre yükselip,360 derecelik bakış kazandığınızda o gözün,o çıkmanın,Tünektepe'nin zekâtını,mâşaallah,bârekaallah'lar ile vermektir.

Kâinat kitabının tam ortasında yol alırken,sağlı sollu sayfaları okumak gayreti içinde başı dönmektir.Neden herşey bu kadar mükemmel?..diye sormak,marifetullâh ve zikrullâh ile cevap vermektir.

İnsanoğlunun koca koca taşlardan yaptıkları binaların yıkıntıları içinde onlara inat,hayatı temsîlen Ya Hayy Ya Kayyûm söyleyen kır çiçeklerini ve gelincikleri dinlemektir.

Bahar nedir ,sorusunun bunlardan başka binlerce milyonlarca cevabı daha var.

Bahar nedir?


Yazıyı Gönderen: Fatma Coşkun
Fotoğraf: Aşk-ı Beka/ Gölcük-Bolu

03 Mayıs 2006

"Siz kendi güneşini perdeleyen bulutsunuz"

Hayatın boşluklarını doldurmak, yahut dolu bir hayatı boşaltmak insanın elinde olmalı.
Hayatı dolu dolu yaşayanlar da, başıboş gezinenler de bir tercih yapıyorlar aslında.
Bereketle dolmak ya da bereketten kaçmak.
Elinde olmalı insanın.
Dua, bereketi çağırır günlere..Bereket duayı bollaştırır.
Her ikisinin yokluğu, başka yoklukları ve başka boşlukları davet eder.
Neden boş olmasın ki günler bir gaye olmayınca?..
Bugün okuduğum kitapta çok beğendiğim bir cümle vardı:

"Siz kendi güneşini perdeleyen bulutsunuz" diyordu..

Ne kadar da doğru.

Güneş sızamıyorsa ördüğümüz bulutların arasından, suçu güneşte değil dönüp bir de kendimizde aramalıyız..

Güneşsiz günlere ah-u vah etmek sisleri dağıtmıyor.
Esefler hiçbir kalbi mutlu etmiyor, mutmain etmiyor.

Eseften uzaklaşmak diliyorum tüm kalplere..

Ümit ediyorum
Ümitle, güzellikleri istiyor
ve bekliyorum...