27 Kasım 2007

Yaprak Terapisi-Mustafa Ulusoy


sonyapraklar
Originally uploaded by aşk-ı beka
...
Bir gün çok uzaktan bir arkadaşı geliyor 333 No’lu odaya. Elinde rengarenk yapraklar var. Maria tam üç gün yaprakları seyrediyor.
Maria’nın annesi çiçek yerine yaprak getirilmesine şaşırıyor ve galiba bu bir Türk adeti diye düşünüyor.

Maria yaprakları kokluyor, seyrediyor, dokunuyor, kokluyor, seyrediyor, kokluyor. Yapraklar. Dalından kopmuş ama hayattan kopmamış varlığı temsil ediyor. Ölmenin kötü olmadığını anlıyor yaprak eğretilemesiyle Maria. İlk kez biraz da olsa rahatlıyor. Ölümü temsil eden yapraklar bu kadar güzelse ölüm de yapraklar kadar güzel olamaz mı?

metnin tamamı için>>

2 yorum:

saki dedi ki...

Ölüm bilinmeyen ile karşılaşmak olduğundan mı korkulur. Ölüm kapısının ardında ne var diye fiili olarak merak edemeyiz, ölüm kapısını çalamayız. Ama zihnen meşgul olmadan da edemeyiz. Hayatın bize görünen taraflarıyla içli dışlı olduğumuz halde bilinmeyen ölümü çözemeyiz. Halbuki kapının ardında olanlar ile önündekilerin irtibatı gözardı edilemez. Hayat yolunun kapanışı nasıl olacak, ne ile karşılaşacağım diye merak ederiz.
Ya unutmaya çalışır karşılaşacağımız gerçeğini, ya da ne yapabilirizin çarelerini ararız keyfiyetimiz nispetinde.
Ölüm yokluk değil, hiçlik değil.
Hayattan birşeyler var ölümün ardında. Biz kendimiz ile beraber onları da götürüyoruz.
Akıbet hayrola.
Ölüm hiç güzel olmasaydı, hiç ölür müydü en çok sevdiğimiz insanlar, ve sevilen insanların en ileri gelenleri,en mukaddesleri ve en muhteremleri..

Selam ve dua ile,efendim.

banadair_berrin dedi ki...

bu paylasım ıcın tesekkurler..cok cok hosuma gıttı.