26 Ağustos 2011
Uzun günlerde sabır selametti..
Gün uzun, iftar geç, imsak erkendi kimilerince..Sahura kalkmak, uyku arasında yemek yemek, yemeğin üstüne yatmak, sıcak bir günde su içmeden durmak, zordu kimilerince..Ancak her zorlukla beraber bir kolaylık vardı, ve kolay kılmıştı merhametli Rabbimiz tüm ibadetleri de..Bir sabır sınavıydı, bir müddeti vardı, sonunda doymak emeli ve ümidi vardı, sonunda uyumak, sonunda dinlenmek..
Ve saatler süren açlık sonrası türlü nimetlerle donatılmış sofralar vardı.
İki sofra arası açlık, iki şükür arası sabır vardı.
Uzun günlerde, sabır selametti, esenlikti, bereketti..
Lakin bir de hiç doyamayanlar vardı..
Açlığı iliklerine kadar hissedip, akşamında zengin sofralara oturamayanlar, hatta bu ıstırap ile ölenler..
Afrika’da aç bebekler vardı, yaşlılar vardı, yardım kamplarına yürümeye dahi takati olmayan..
Uzun süreli açlıkla organları harap olmuş bebeklerden her gün yirmi kadarı hastanede ölüyordu..Günlerce, haftalarca aç kalan minicik bedenlere, sonrasında ne verseniz çare olmuyordu..
Oruçlu geçen saatler uzundu bu yıl..Açlık belki daha yakinen hissedilebiliyordu, bunun için bu yıl oruç tutmak zordu kimilerince..Doğrudur, açlık zordur, nimetlere elini sürmemek zordur ama belki süreli olarak yaşadığımız bu açlık, sahip olduğumuz imkanların ve lütufların bir miktar da olsa farkına varmamızı sağlayabilir..
Evet, bu yıl sıkça duyduğum bir şeydi..
Günler uzun, oruç tutmak zor, gece yemek zor..
Peki ya kolaylıkları hayatın?..
Bolluk ve rahatı?..
Ve bunların eda edilmesi güç şükrü?..
Bunların kıymeti neredeydi..
İyi ki uzundu bu yıl günler, çünkü kurak topraklarda aç kalan bebekler, tüm bu kuraklığı, belki de bu uzun günlerin oruçlarıyla daha çok hisseden kimseler tarafından doyuruldu..
Somali’ye gani gani yardım yağmuru yağdı.
Açların bir kısmı olsun doydu..
Bebeklerin bazıları ölmedi..
Kursaklardan bir kaç lokma yemek geçti..
Engin rahmet ve merhamet sahibi Rabbim, ne güzel bir fırsat gönderdi..
Şikayet etmeyen, açılmış şükür kapılarından içeri giren, yüreğini Rahmana açıp, O’ndan aldığı merhametle insanlara merhamet eden, sabreden, bağışlanma dileyen, tesbih eden kullar için, ne güzel bir ay oldu..
Ayların sultanı Ramazan, günlerin uzamasıyla bu yıl ne güzel oldu, ne büyük güzelliklerle doldu..
17 Eylül 2007
Tüm Hazinelerimizle Oruç Tutmak
KAİNATA AÇILAN pencerelerimiz, gözlerimiz..
Bin bir sesin içinden, en güzel seslerle mesrur olan, ve gürültülerden rahatsız olan kulaklarımız..
Bizi bir yerden bir yere taşıyan, bir şeye uzandıran, bir şeyi tutmamıza yarayan uzuvlarımız..
Türlü türlü hissiyat ile dolan-boşalan kalbimiz..
Bilgileri, algıları depolayan, bizi biz yapan, düşünmemizi sağlayan aklımız..
Çeşit çeşit lezzetlerden tadan dilimiz…
Aç kaldığında hemen doyurmak istediğimiz midemiz..
Hepsiyle, var olan, tüm hazinelerimizle, tüm hasselerimizle, inşa etmeye çalıştığımız kulluk binasıyla, “rıza”ya ulaşmak, “doğru yol” üzere bulunmak, “Salih”lerden olup, Salih ameller işlemek diliyoruz.
Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..
Öyleyse, ey göz, güzel bak !..
Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..
Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp. Gayenin önünü toz kaplayacak..
devamı>>
fotoğraf:karanlıkay