sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Mart 2012

Hugo (2011)
Yönetmen: Martin Scorsese
Hugo filminden hoş bir diyalog aktarmak istiyorum:

-Her şeyin bir gayesi vardır. Makinelerin bile. Saatler zamanı gösterir, trenler insanları bir yerlere götürür. Hepsi kendine düşen görevi yapar. Tıpkı Mösyö Labisse gibi. Belki de bu yüzden bozuk makineler beni bu kadar üzüyor. Üstlerine düşen görevi yapamıyorlar. Belki insanlar için de aynı şey geçerlidir. Gayeni kaybedersen, bozuk bir makineden farkın kalmaz. ..

-Georges Baba gibi mi?
-Belki onu da onarabiliriz
-Senin gayen de bu mu? Bir şeyleri onarmak?
-Bilmiyorum, en azından babamınki buydu
-Acaba benim gayem ne? Bilmiyorum..Annemle babamı görmüş olsaydım , belki bilirdim.
-Benimle gel

(saat kulesinin tepesinde Paris’i kuşbakışı gören pencerenin önüne gelirler)

Babam öldükten sonra buraya çok sık gelir oldum
Tüm dünyayı büyük bir makine olarak hayal ederdim..Makineler asla yedek parçalarıyla gelmezler. Çalışmaları için ne gerekiyorsa o kadarı olur hep. Dünya koca bir makineyse ben yedek parça olamam diye düşündüm. Burada olmamın bir sebebi olmalı. Bu da demek oluyor ki, senin de burada olmanın bir sebebi vardır.

12 Aralık 2009

Yukarı Bak !


Up- Yukarı Bak filmi, yukarı, daha yukarı bakmamız, hem gülmemiz, hem ağlamamız için yapılmış mükemmel bir animasyon filmi..
Son zamanlarda Wall-e'den sonra izlediğim en güzel animasyon..
Çocuklar için de bizler için de yüzde bir tebessüm kalpte bir iz..
Mutlaka izlenmeli..

19 Nisan 2009


Les Choristes- Koro
2004 yapımı bir Fransız filmi olan Les Choristes, izlenmeye değer bir film gerçekten. 1949 yılında, yatılı bir okuldaki afacanlardan kurulan koroyu anlatan film Ölü Ozanlar Derneği'ni anımsatıyor.
Gülümseten ve hüzünlendiren karelerle dolu..
Hayattaki farklı farklı afacan sesleri biraraya getirip, eğitip bir koro haline getirebilmek ne büyük bir sanat.
Hangi filmi izlesem diye düşünenler için bir tavsiye niteliğinde eklemek istedim..
Mutlu günler !...

02 Mart 2009

Oscar'ı hak eden iki film



Bu yıl Oscar ödüllerinde birbiriyle yarışan iki film; Slumdog Millionaire ve The Curious Case of Benjamin Button
İkisi de Oscar ödüllerinden payına düşeni aldı ve bence ikisi de çok başarılı filmlerdi.
Uzun süredir sinema dünyasını takip etmeyen biri olarak benim çok ilgimi çekti.
Benjamin Button'un Tuhaf hikayesi de (B.B), Slumdog Millionaire (S.M) de aslında içinde "kader" konusunu barındıran filmler bence.
B.B ,Scott F. Fitsgerald'ın kaleme aldığı öyküden uyarlanan bir film ama aslında kitaptan çok daha farklı. Ve filmde kitapta değinildiğinden daha çok kaderden bahsediliyor. Okuduğum eleştirilerde kitabının daha güzel olduğunu söyleyenler vardı ama okuduktan sonra ben kesinlikle filmin daha güzel olduğunu düşünüyorum..

İşte B.B'den bir replik:
''..Ama hayat, kimsenin kontrol edemediği, yaşamların ve olayların kesişiminden ibarettir... ''
Bir sahnede, küçücük ayrıntıların kaderimizde nasıl bir yeri olduğunu ve bütün bir hayatı nasıl değiştirdiğini gösteren çarpıcı görüntüler var.
Ve yaşlı bir bedenle doğup sürekli gençleşen B.B. aslında genç doğup yaşlananlardan çok da farklı değil. Öyle ya da böyle hayat akıp gidiyor. Aynı acılar, aynı kaybedişler, aynı mutluluklar.
Hayat kazanmak ve kaybetmekle dolu her iki şekilde de. Ama dünyadan sonra gerçek hayatın başlayacağına inananlar için kazanmak da kaybetmek de anlamlı..Çünkü manalandırılmış ve doğru niyetle yapılmış her şey aslında sonsuza gidiyor..
.. Oscar Ödüllerinde B.B'den daha başarılı olan Slumdog Millionaire'e gelince, Hindistan'ın arka sokaklarını çok başarılı bir şekilde yansıtan, hareketli, güzel bir film.

Özellikle karakterlerin çocukluk halleri çok tatlı..Tren üstünde koşturmacalar, arka sokakta kötü adamlardan kaçmalar, Tac Mahal'de turist rehberliği yapmalar..Alışageldiğimiz sinema görüntülerinden çok daha renkli ..
Ve filmin özünde yine "kader" var..
Kadere inanmayanlara saçma gelecektir belki filmin teması ama, hayatımızda gördüğümüz yaşadığımız her şeyin bir yerlerde karşımıza çıkabilecek olması hepimiz için gizli ama önemli bir gerçek bence.

Ve o varoş sokaklarda koşan eli yüzü kirlenmiş çocukları, barındıkları yerleri gördüğümüzde neden Hindistan'da Enfeksiyondan ölen bu kadar çocuk olduğunu, AIDS vb hastalıkların neden bu kadar yaygın olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz..Halimize şükrediyoruz..
Ne kadar zenginiz aslında, ne çok imkanlarla donatılmışız..


Bir defa daha fark ediyoruz..