30 Haziran 2006

stopkillingbabies


stopkillingbabies
Originally uploaded by aşk-ı beka.
Bebekler ölmesin..
savaşlar olmasın..

Bebekler ölmesin..
Sevgiyle büyüsün..

Bebekler ölmesin..
Kürtajlar yapılmasın..

Bebekler ölmesin..
Fakirler doyurulsun..

Bebekler ölmesin..

butterfly-KeLeBek SevDaSı.....

Doğru mu anne?...
Yalnızca bir gün mü yaşamış Kelebek?..
Olsun..
Nerde yanlışım söyle..
Özenmişsem kelebeklere
Olacaksa benim de kanatlarım
Ve kırlar da mekanım
Özgürlük diye
Çarpacaksa sol yanım
Allah'ım,
Ol de,
Ben de kelebek olayım !.....

(alıntı)

Evet....Kelebeklere özenmemek ne mümkün..
Beni de almış bir kelebek sevdası..Bir sabır hayranlığı..

Canım Dostum Ruveyda Nur ile muhabbet ediyorken, bu güzel mi güzel kelebeğin sanki resminin çekilmesini bekliyormuşcasına orada durduğunu fark ettik..Yaklaştık..Fotoğraf karesine sığdırdık..
Ve sonra vazifesini eda etmiş gibi uçtu gitti kelebek..
Uçabildiğine sevindik..
Bir hasara uğradığını zannetmiştik..
Ama öyle değildi..
Rabbinin izin verdiği müddetçe hürdü kelebek..
Güzeldi kelebek..
:)
Mutluluklar getirdi, uçtu ve gitti..
Kelebek gibi olabilir miyiz biz de?..
Neden olmasın:) :)

27 Haziran 2006

Frekanslar arasından süzülen

Hani bazen öylesine bir söze takılıverir kulağımız..Binlerce kelime içinden öyle bazılarını alıveririz algı hanemize..İşte öyle de, bugün radyolar arası bir geçiş yaparken kulağıma bir kaç söz çalındı..
Pek memnun oldum ben bu hale..Ne güzel..
Diyordu ki;

"İnsanlar, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayıp, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar"...Bu söz Eflatun'a aitmiş..

Ne kadar yerinde bir söz efendim..
Rabbimize sığınalım hiç yaşamamış gibi ölmekten..Ne kötü bir duygu değil mi..
Bana gerçekten çok dokundu..


Ve Eflatun'un bir sözü daha geldi hemen ardından:

"İnsanlar, çok fazla şeye sahip olmakla mutlu olacaklarını sanıyorlar. Bunun için sürekli bir şeylere sahip olmaya çalışıyorlar, sahip oldukça "ben bunlara bunlara sahibim" diyorlar..OYsa bilmiyorlar ki;
En büyük mutluluk; Çok az şeye ihtiyaç duymaktır !..."

evet, bu da çok ali bir söz dostlar, çok yerinde..
sahiden de yoksunluklarımız bizi mutsuz kılıyor..
ama tersini hiç düşünmemiştim.
ne kadar az şeye ihtiyacım var, ve şunlar şunlar olmadan da ben mutluyum ve yaşıyorum diyebilmek var değil mi..


işte radyo frekansları arasından süzülen iki cümle
ikisi de çok etkiledi beni,

ve beni tanıyanlar iyi bilirler ki,

paylaşmadan duramam beğendiğim herhangi bir şeyi :)

27 Haziran 2006

25 Haziran 2006

Eda...


My Cousin Eda..
Originally uploaded by aşk-ı beka.
Yine Mogan Park'ta, rüzgarda uçuşan saçlarını bir arkaya bir öne atan sevgili kuzenimin göl kenarında yakaladığım bu pozunu çok sevdim:) Küçük hanımefendi de çok sevdi kendi resmini :))

Kağıt helva keyfi


Kağıt helva keyfi
Originally uploaded by aşk-ı beka.
Canım kuzenim dünyalar tatlısı Eda'nın Mogan Park'ta kağıt helva keyfi..:)
7 yaşındaki Eda öyle bir çocuktur ki onu gördüğünüzde gülümsemeye başlarsınız, çünkü kocaman gözleriyle size bakar ve içten bir gülümseme gönderir..Yeniden çocuk oluverirsiniz onunla..Size sevgiyle sarılır..
Canım benim..
Neşen hiç solmasın inşallah !...

br clear="all" />

24 Haziran 2006

UYAN EY GÖZLERİM



Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrailin kasdı canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dil-ü dillerince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakın aldanma
Mağrur olup tac-ü tahta dayanma
Yedi iklim benim deyu güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benim Murad kulun suçumu affet
Suçum bağışlayıp günahım ref'et
Resulün sancağı dibinde haşret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan


Sultan IV. Murad


Ey gözlerimiz,
Ey ruh pencerelerimiz,
Sultan Murad ki, böyle seslenmiş gözlerimize
Biz de seslenelim sizlere
Uykumuzu atalım üzerimizden
Rahmete açalım gözlerimizi sıyrılıp gafletten..

Sultan Murad gibi bilelim hakikati,
Bilelim gideceğimiz yeri
ve duamız olsun bizim de,
Resulün sancağı dibinde haşrolmak..

Uyanın hey, gözlerimiz..
Uyanın ki bu uyku pek ağır..

Uyanın ki, yol uzun..
Yük ağır..

23 Haziran 2006

Yollarda Yazdıklarımdan

Not defterimi karıştırırken, 3 ay öncesine ait yol günceme rastlıyorum..
Yazasım geliyor bunu bir yerlere, o yüzden işte, yazıyorum..


Gün batıyor...Bir ikindi vakti yerini akşama devretmek üzere..
Güneş, yeni yeşermiş tarlaların üzerinde kayboluyor..
Kırşehir yolundayım..
Elmadağ'da, kıvrılan yollar, uçurum, suyu azalmış dere, yeni çiçek açmış ağaçlar vardı.
Önceleri mavi olan gökyüzü yerini bir taraftan kızıla vermeye başladı..
Yer yer, tek başına ağaçlar var. Tek başına, bir köşede, çiçek açmış..

Tarlalar yeşilliklerle dolmuş taşmış..

Salkım söğütler incecik açık yeşil yapraklarla donanmış...

Doğduğumdan beri gidip geldiğim bir yol bu yol. Defalarca gidip geldiğim ama; asla bıkmadığım.

Mucur demek mutluluk demek benim için.. Çünkü anneannem demek Mucur..
Şimdilerde, anneannemin yaşı 60'lardayken, onunla birlikte yaşlanan kocaman bahçemiz, ağaçlarımız...

Küçükken ablamla birlikte bu yolda, Mucur sınırlarında evler görülmeye başladığında gözlerimiz iki uzun, çok uzun kavak ağacını arardı..Anneannemin kavakları..
Şimdi kesildi onlar..Uzun zamandır yoklar.
Pek çok ağaç kesildi, bazıları fırtınada devrildi..
Ailemizin nüfusu arttı ama, ağaçların nüfusu azaldı anneannem yaşlanınca..

Ama geçtiğimiz yaz pek çok yeni ağaç dikti anneannem..Dileriz bu eski bahçede, yeni yeşerecek ağaçlar yerlerini beğenir, dileriz boy verir büyürler.

Mucur, çocukluğumun en mutlu sayfası..
Anneannemin şefkati, sevgisi tarif edilmez benim için. Bir sürü kuzen, dayımlar, teyzemler, bebekler, genç kızlar, yaramaz oğlanlar hep onun evinde toplandık biz..

İki ablam da evlendikten sonra çocuklarıyla geldiler Mucur'daki evimize..

Kocaman kayısılar topladık birlikte, çekirdeklerini kırıp yedik..
Akşam serinliğinde çarşıya dondurma yemeye gittik.

Canım kuzenim Ayşemle muhabbetlerimiz, okuduğumuz kitaplar, küçükken oynadığımız oyunlar..
Çakıllarla dolu yolda bisiklet sürmek, top oynamak, erik ve dut ağaçlarına tırmanmak..
Bahçe sulama havuzunda ayaklarımızı sallandırıp, sıcaktan yanmış toprağın üstüne serin serin su akıtan hortumdan su içmek..
...

Anneannem civcivler yumurtadan çıkınca bana haber ederdi..
Bir vakit, bir civciv hasta doğmuştu. Onu aldım..Balkondaki minderin üstüne yatırdım. Anneannem "bu hasta" demişti.."yaşamaz" demişti..Öyle de oldu..Titreye titreye öldü hayvancağız..

...
Anneannemin ağaçları, çok bereketliydi..
Leğenler dolusu meyvemiz olurdu..Dalların tepesindeki erikleri çırpmam için anneannem beni ağaca çıkarırdı..
Ne saadet..
Bir güzel tırmanırdım. Sonra inerken zorlanır da, anneannemin kucağına atlardım ..
Anneannem leğenlere doldurup komşu evlere meyve gönderirdi. Her gelen misafire de toplayıp torba torba verirdi..

Anneannem çok güzel yemek yapar..Başka hiçbir yerde yemediğim, tadını unutmadığım gül cacığı, sütlü kabağı vardır..
İneğin ağız sütü vardır bir de, senenin belli dönemlerinde bulabileceğiniz..

Sabah namazından sonra hiç uyuduğunu bilmem anneannemin..O da bilmez..
Babası taa küçükken öyle alıştırmış onları..Hala da uyumaz seher vakti..

Bazen eskileri anlatır, gençliğini, yaşadıklarını, dalar gider uzaklara..

Çok seviyorum anneannemi..

Hayat onun karşısına hep acılarla çıktı ..Ama anneannem hayatın sadece dünya olmadığını bilir..
Dünya gurbettir onun için..
Bizim esas yurdumuz "orası" der ahiret için..

Daha hangi birini anlatsam..

Küçükken Ankara'ya dönmemek için dolapların, somyaların içine saklandığımı mı?..

Akşam olup hava karardığında aile boyu oynadığımız saklambaçları mı?..

Anneaennemin güllerini çiçeklerini mi?..

Elmaları, mısır, domatesleri mi?..Daha hangi birini?..



İşte şimdi Mucur'a gidiyorum yine..
Bu kez dallara tırmanan, bisiklet süren bir afacan olarak değil..Anneannesini özlemiş, 22 yaşında kocaman bir erişkin ama ; yine de anneannesinin küçük torunu olarak gidiyorum..

Aceleden kimseye bir hediye alamadım..Sadece alelacele çok beğendiğim bir başörtüsü aldım canım teyzeciğime..
Sevgi teyzem..Mustafa eniştem..
Başörtüsünü elime aldığımda gözlerimden iki damla yaş süzüldü..

Teyzemin ağlayarak bana sarılması, eniştemin beni gördüğünde ağlaması geldi aklıma..
Bir kızlarını Belçika'ya gelin ettikten sonra diğer kızlarını da Amasya'ya okumaya gönderince ikisi de çok mahsunlaştılar..

Teyzem bana sarılınca, iki yılda bir görebildiği Belçika'daki kızına sarılmış gibi olur hep.. Eniştem beni ona benzetir, ağlar..

Ben de bilirim..
Canım ablam evlenip İstanbul'a gittiğinden beri, genç kızların evlenip ailelerinden uzağa gitmesi kalbime dokunur, kendimi tutamam..
Bu yüzden beyaz gelinlik görmek hüzünlendiriyor beni..

Şu dünyada ayrılık ne elem vericidir..Nasıl da eksiklik vardır gönülde..Nasıl bir burukluk..Ama dünya bu ya..
Her zaman başka ayrılıklarla çatlar buzdağımız..

Hayatımızı başka insanlara ayırırız ve vakti geldiğinde onlardan da ayrılırız..

Eğer ahiret olmasa, ah olmasa ne dayanılmaz olurdu yaşamak...
Kavuşmak hayali olmasa ne kadar eksik kalırdı insan..

Allah dostu kullar, bu dünyayı gurbet görür, bir an evvel Hakk'a kavuşmayı niyaz ederler..Hasret çekerler..

Allah'ı kalpten sevenlerin gözünde şu cihan bir kir nispatindedir..
Nasıl bir şeydir ki, tutkuyla bağlandığımız şu dünya, eş-dost, evlat, kardeş, herkes, her şey pek kıymetliyken cihan bir kir hükmünde olsun..
Demek ki aşk böyle bir şey..
ve demek Allah Aşkından bu kadar uzağız...

Garib olan Rabbim bizi de kendisine yakın eylesin..
Amin..
Rızasına erdirsin..

Maddi ve manevi şifalar ihsan etsin inşallah..
Saadet-i Dareyn nasip etsin bize..

"De ki; benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah içindir" ayetini içimize sindirsin..


Gün gitti...Karanlık gelti..
Rabbim nasıl da değiştiriyor alemin renklerini, ve ruhlarımızın renklerini..


Yoldayım..

Son durak: Mucur..


31 Mart 2006

02 Haziran 2006

WEBonROSE


WEBonROSE
Originally uploaded by aşk-ı beka.
İncelikle ağını dokumak için bu kez taze bir gülü seçmiş minicik örümcek..Nasıl da ince ince dokuyor sanatını..
Muhakkak ki bu sanatında çok başarılı ve Saniini gösteriyor :)

Elhamdulillah bir seneyi kazasız bir şekilde geride bıraktık..
Bugün son ve en önemli sınavımız olan Dahiliye sınavını bitirdik..Ve artık 5. sınıf olduk..Zaman ne çabuk geçiyor !..

Dualar hayatımızın her anında kendini hissettiriyor
Rabbimizin yardımı öyle aşikar oluyor ki !..

Dualarınız için Allah razı olsun
Sevgilerimle !...


fotoğraf: aşk-ı beka
yer: keçiören/ank
tarih: bu sıralar :)