12 Aralık 2009
Son zamanlarda Wall-e'den sonra izlediğim en güzel animasyon..
Çocuklar için de bizler için de yüzde bir tebessüm kalpte bir iz..
Gerçek bu, hayat bir rüzgar..Alıp götürür bazen aklını başından..Nereye savrulup gittiğini bile bilmezsin çoğu zaman..
yazan; Aşk-ı Beka saat 12:53 2 Yorum/Katılım Links to this post
Etiketler Animasyon, sinema, Up movie, Yukarı bak
yazan; Aşk-ı Beka saat 10:02 0 Yorum/Katılım Links to this post
yazan; Aşk-ı Beka saat 12:17 0 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 13:57 0 Yorum/Katılım Links to this post
yazan; Aşk-ı Beka saat 12:25 0 Yorum/Katılım Links to this post
yazan; Aşk-ı Beka saat 12:20 Links to this post
yazan; Aşk-ı Beka saat 13:00 Links to this post
Kitap ne engin bir deryadır, içine daldığınızda akla hayale sığmaz manzaralarla karşılaştığınız..Bir satırla nice hülyaya daldığınız, alemden aleme dolaştığınız..
Çocukluğumdan beri her yıl Ramazan ayında düzenlenen Kocatepe Kitap Fuarı'na giderken ayrı bir heyecan sarıyor beni. Kitaplara dokunmak, merak etmek, bir an önce okumak isteme heyecanı.. Bugün heybemizde toplananlardan bazıları:
yazan; Aşk-ı Beka saat 12:51 Links to this post
Etiketler ahmet hamdi tanpınar, Araba sevdası, fuar, Hz.Hatice, İki dirhem bir çekirdek, iskender pala, Kemal Sayar, Kitap, kocatepe, kuran, Mustafa Kutlu, sibel eraslan
Bir hasta geldi, Sivas’ın bir dağ köyünden, Kızılırmak toprağın bağrından nerede kopuyorsa işte oradan..Bir ırmağın kundağı...Oksijenin, yeşilin, renk renk çiçeğin bol olduğu bir yerden.
Öyle bir anlattı ki, ben de soludum sanki o bol oksijenli havayı, sanki ruhum ferahladı bir solukla..
Beyninde tümör olan bir hastaydı, ayağında da aksaklık..Ama ruhu tüm bu sıkıntılarının muzdaripliğinden uzaktı…Köyün kendisine şifa olduğunu anlattı..
Telefonunun ekranından köyünde çektiği resimleri gösterdi, bir at ve yavrusu, biri beyaz, biri bakır rengi, peş peşe yeşillikler içinde koşuyorlardı..Demet demet çiçek resmi gösterdi, her gün çıkıp kırdan topladıklarından..
Her gün başka renkte demetler hazırlayıp evine getiriyordu..Ve söylediğine göre en az iki hafta canlı kalıyordu çiçekler..
O anlattı, ben de dedim; biz zehirleniyoruz bu büyük şehirlerde..
Hakikaten hava zehir gibi burada hocam dedi..
Ben de bir ah çektim derinden, acaba o ferah ortam, o tertemiz topraklar, ve o bol oksijenli havadan solumak ne zaman nasip olacak?.. Ömrümüzün bir kısmı geçebilecek mi öyle tecelli dolu mekanlarda..Öylesi Rabbin tecellilerine ayan, öylesi insanı Rabbe yaklaştıran…
Şu kalabalıktan ve zehirli dumanlı havadan bir gün kurtulacak mıyız ?..
Belki de yazımız bu şehirlerde yazılı, burada doğduk burada yaşayıp gideceğiz..
Ama insanın içini ferahlatan bir ümit var ki o da “cennet”..
Irmağın kaynağına kurulmuş köy, cennet nimetlerinin gölgelerinin gölgesi hükmünde olduğundan, “Cennet” diyorum.. Rabbim, bizleri cennetine kabul et !...
Amin
Amin
Amin…
foto: http://www.flickr.com/photos/moaan
yazan; Aşk-ı Beka saat 04:19 Links to this post
Etiketler cennet, gölge, Kızılırmak, köy, paradise, Sivas, yeşil, çiçek
Bir ayetin ilk kelimesiyazan; Aşk-ı Beka saat 11:23 Links to this post
Etiketler Bebek, doğum, doğum günü, masumiyet
yazan; Aşk-ı Beka saat 11:13 Links to this post
Etiketler Destek, Medication, Support, Tedavi
“Kainatın da tıpkı bizim gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. Seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. Her bir insanı Yaradan’ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim.”..diyor Elif Şafak
Roman karakteri “Aziz”in kaleminden..
AŞK kitabı, Mevlana’nın Şems-i Tebrizi ile buluşmasından, değişimine, dönüşümüne ve sonrasına kadar pek çok şeyi eksen alarak, ilahi Aşk merkezli bir eksende, beşeri aşkı da es geçmeyerek dönüp duruyor semazen gibi..
2008 ile 1200’lü yıllar arasında zikzak çizerek gelip giden kelimeler, cümleler, kurgular bir bütün olarak düşünüldüğünde oldukça yerine oturmuş. Ancak, menkıbe dinlemeye alışkın bir kulak için çokça tekrardan oluşan, bilindik öyküleri bir kronolojik sırada sunan, ve Şems-i Tebrizi’nin adıyla yazılmış kuralları bir bir sıralayan cümleler gözlerinizin sayfadan sayfaya sıçramasına ve dikkat dağınıklığına neden olabiliyor.
Bir de Kırk Kural’ın “gerçek” bir kişiye atfedilmiş “kurgu” sözler olması hasebiyle Şems-i Tebrizi yerine romandaki kahraman Aziz Z. Zahara’ya atfedilmesi daha uygun olabilirdi.
Bunun dışında çok güzel cümleler kurulmuş kitapta, özlü sözler. Hatta bazen o kadar peş peşe geliyorlar ki, birini özümsemeden diğeriyle karşılaşıyorsunuz.
İlk 200 sayfada kitabı okurken sıkılmışken, sonraki 200 küsur sayfada Mevlana ile Şems arasındaki bağlantıyı bu kadar sade bir dille ve anlaşılır biçimde anlattığı için memnun kaldım. Mevlana’nın kabuğundan çıkmamış bir alimken tanıştığı Şems-i Tebrizi’nin kendisini nasıl değiştirip dönüştürdüğünü ve Mesnevi’nin nasıl “yazdırıldığı”nı gerçekten güzel bir üslupla anlatmıştı. Nasıl evrensel bir görüşe sahip olup tüm canlara kucak açacak bir hale geldiğini..
Lakin şuraya değinmeden geçemeyeceğim, post-modern bu romanın, 2008’de Amerikalı bir bayanın hayatından dem vuran bölümlerini yani Boston bölümlerini çıkardığımızda, geniş kitlelerin burun kıvıracağı bir “dini” esere dönüşebilecekken sadece sunumun değiştirilip böyle bir kurguya oturtulması ve böylesi bir tanıtımla şu anda 200 bini aşkın satması ilginç geliyor bana. İlginç ve bir o kadar sevindirici. Çünkü bugün, dini bir vecize duyduğunda yüzünü çeviren okuyucu kitleleri, yüzyıllardır dile ve gönle düşmüş hakikat nağmelerinden birkaç cümle olsun duymuş olacaklar. Gerçi yine de magazinperver toplumumuz bu kitaptaki onlarca hakikatli söz dururken, kitap hakkında ilk ve öncelikli olarak “Mevlana hemcinsine mi ilgi duyuyordu” gibi anlamsız, yersiz ve asla yakıştırılamayacak bir konuyu cımbızla çekip bu minvalde tartışmalar çıkarmaktan da geri durmuyordu. Sufi kaynaklı bir eserin totalinden edinilen sonuç bu muydu?..Bu kadar aşağı ve basit olabilir miydi?..Bu konuda Elif Şafak da kitapta önlemini almış aslında, Şems-i Tebrizi’nin dilinden “Babanla aramızdaki bağın derinliğini anlayamayanlara söyle, önce kendi zihinlerindeki kiri pası temizlesinler!” diye bir bölümde uzun bir açıklama koymuş..Ama demek ki bazıları kitabı sadece popüler diye, D&R’ın vitrininin yarısını kaplamış diye, ortamlarda herkes bu kitabı konuşuyor diye okuyor/okumuyor olmalı ki, rikkatlerini bu noktaya verememişler.
“Her kelam, her kulağa uymazmış”.. diyor yazar kitabında. Ne de güzel söylüyor. Bu kitaptaki her cümle de her kulağa uymamış olabilir, tabii benim de..
Ama şu bir gerçek ki, AŞK büyük kitlelere hitap edebilecek denli akıcı ve sade bir dille yazılmış, üzerinde emek harcanmış, Sufi öğretilerini değiştirmeden/yontmadan sunmuş ve uzun süre en çok okunanlar arasında kalmayı hak edecek bir kitap bana göre...
yazan; Aşk-ı Beka saat 11:18 Links to this post
Etiketler aşk, best seller, Elif Şafak, İlahi aşk, Kitap, Mevlana, yorum, Şems
Hava sıcak,
Bazen hafif bir esinti..
Bazen terden ıslanan yüzüm..
Bazen soğuyan terime esen rüzgar..
Rüzgar, bir hastanenin polikliniğindeki doktor masasına attı beni..
Her gün yeni hastalarla ve eski hastaların kontrolleriyle ilgileniyorum..
Bazen üst üste bir çok hasta geliyor,Bazen durgun oluyor poliklinik..
Bazen gözlerimi kaldıramadan mırıl mırıl söylüyorum tahlil sonuçlarını,
Bazen gözlerimi hastanın gözlerinin taa içine uzatarak, sevinçle, ferah bir şekilde..
Kimi hasta bir "oh" çekerken, kimi de "off, of.." diyor..
"Oh.."lar ile "Off.."lar arasında bir yerde, bir elçi, bir hizmetkar, bir bekçi, bir hatırlatıcı niteliği görüyor doktor..
Şimdilerde rüzgar "Oh ve of arası bir plato" da esiyor benim için, ılık ılık...
yazan; Aşk-ı Beka saat 10:06 Links to this post
Etiketler aşk, Nazan Bekiroğlu
Bir boğa burcu olarak yemeğe çok düşkün olduğumu beni yakından tanıyanlar çok iyi bilirler.
yazan; Aşk-ı Beka saat 07:37 Links to this post
Etiketler boğa burcu, leziz mi leziz, yemek
yazan; Aşk-ı Beka saat 01:24 Links to this post
yazan; Aşk-ı Beka saat 12:57 Links to this post
Etiketler ayşe kulin, burç fm, görünmezler, göçmen, muhacir, tesadüf tevafuk, umut hayat akan bir sudur
yazan; Aşk-ı Beka saat 13:38 8 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 05:34 Links to this post
Etiketler Aynalar Koridorinda Aşk, Giderken Bana Bir Şeyler Söyle, Kitap, Mustafa Ulusoy, Psikiyatri, Psikoterapi
yazan; Aşk-ı Beka saat 10:29 2 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 12:36 0 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 13:09 Links to this post
Etiketler fransız film, Koro, Les Choristes, müzik, sinema
yazan; Aşk-ı Beka saat 09:43 2 Yorum/Katılım

yazan; Aşk-ı Beka saat 12:30 5 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 10:34 Links to this post
yazan; Aşk-ı Beka saat 11:00 1 Yorum/Katılım
Evet, haberlerde pek çoğumuzun şahit olduğu bu manzara tüyler ürpertici aslında..
Denizin altında, yani ki, yangın söndürmede kullandığımız "su"yun kilometrelerce altında bir volkan harekete geçti.
Dünyanın merkezinin aslında bir ateş topu olduğunu yeniden hatırlattı..
Yani güvenle bastığımız "yer"in aslında hiç de sağlam olmadığını..
Tıpkı uzay boşluğunda bir yere tutunmadan dönüp duran dünyada, bu dönüşü hissetmeden, fark etmeden yaşadığımızı unuttuğumuz gibi, yerin altında da ne büyük hengame olduğunu unuttuk. Unuttuk ve güvenle, kibirle bastık ayaklarımızı yere..
Bugün, neyle içli dışlıyız en çok?..Bugün, neye ve kime bağlıyız en fazla?..
Bir volkan patlayıverse ayaklarımızın altında, neye sarılırız en çok?..Nereye kaçar, nereye sığınır ve kimden yardım isteriz çaresizce?...
Bugün, emniyet altında yaşamamızı kime borçluysak,
İşte ancak O'na sığınabiliriz öyle dehşetli bir günde..
Öyleyse, emniyeti elinde tutan Rabbimize sığınalım bugün de, her gün de...
yazan; Aşk-ı Beka saat 10:26 Links to this post

yazan; Aşk-ı Beka saat 13:33 Links to this post
Etiketler durogesic, fedakarlık, ilaç, transdermal flaster, ölüm

yat, kimsenin kontrol edemediği, yaşamların ve olayların kesişiminden ibarettir... ''
Oscar Ödüllerinde B.B'den daha başarılı olan Slumdog Millionaire'e gelince, Hindistan'ın arka sokaklarını çok başarılı bir şekilde yansıtan, hareketli, güzel bir film.
yazan; Aşk-ı Beka saat 11:24 Links to this post
Etiketler Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi, kader, Oscar, sinema, Slumdog Millonaire, The Curious Case of Benjamin Button, ödül
Hastayı USG'ye gönderdik, 43x14 mm bir nekroze LAP ile uyumlu bir bulgu geldi.(Kulağa iyi bir şey gibi geliyor en azından kansere göre) Ama hastanın lezyonları ortasında nekroz içeren nodüler yapılar olduğu için, bu iyi huylu bir LAP'tan çok sağdaki hastalığın sol tarafa yayıldığını gösteriyordu.
Genel Cerrahi'ye danıştık, biyopsi için ameliyat listesine aldılar ancak,
sağ tarafının acısını henüz kaldıramayan hasta, sağlam zannettiği sol tarafını da tabiri caizse "bıçak altına yatırmak" istemedi..
Sağ tarafı onun koltuk değneği misali dayanma noktası olmuştu..
Soluna yatamadığından, bir o taraf kalmıştı..
Operasyonu kabul etmedi, tedavisi bittiği için biz de Konya'da ilgili bir merkeze başvurmasını önererek taburcu ettik..
Bu hasta benim için başlangıçta çok zordu, daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Ama zahmette rahmet vardır.
İyileşmeyecek, kapanmayacak bir yara da olsa, birinin onunla ilgilenmesi, ona bakım yapması hastayı o kadar rahatlattı ki..
Etraftaki insanların etkisi altında kalıyoruz çoğu zaman..
Hasta ilk geldiğinde herkesin tepkisi, "bu hasta niye geldi ki, nasıl uğraşacağız şimdi, zaten bi fayda göreceği yok, aaa yine mi o hasta"
gibi şeylerdi.
Ben de etrafın etkisiyle bir olumsuzluğa kapılıp, hastaya hiçbir faydamın olamayacağı düşüncesindeydim..
Ama öyle değildi işte..
Son dönem hastası bile olsa,
Bir saat sonra ölecek bile olsa,
Birine şefkat göstermek, birazcık ilgi göstermek,
Birazcık yarasına merhem olmaya çalışmak dahi, o hasta için tahminimizden çok daha kıymetliymiş..
Bunu çok iyi anladım..
Ve bundan sonra etrafımdaki diğer doktorların yorumu ne olursa olsun,
Hastaya kendi penceremden bakmaya çalışacağım..
Çünkü anladım ki, herkesin doktor olma amacı aynı değil.
Herkesin, hayata bakış açısı, insana verdiği değer ve sevgi aynı değil...
Bu eminim sadece bizim mesleğimiz için geçerli değildir..
Bir çok insan yaşadığı kişilerin tesirinde kalıyor ve sürüp giden düzene "den den " işareti olmaya devam ediyordur.
Örneğin başarısız denilen bir öğrenciyi tüm öğretmenler aynı önyargıyla görüyor olabilir..Bu nedenle belki kimse farklı yönlerini görmüyor, kimse ona yardım etmiyordur..
Ne bileyim..
Dilerim siz değerli okurlar, biz, hepimiz yani
Hissetmeyi, yaşamayı, sevmeyi atlamayız..
Ve bulunduğumuz ortamın olumsuz tesirleri altında kalmayız.
Sevgiyle..
Rabbim Tüm hastalara şifa versin
Amin...
yazan; Aşk-ı Beka saat 15:36 Links to this post
5. Pansuman,
Ben yaraya bakım yapmaya alıştım ama, hasta acıya alışamadı tabii ki ve
acı artmaya devam ediyor.. narkotik ağrı kesicilerle devam ediyoruz.
Bugün yine yarada bir iyileşme emaresi olmadığı gibi, vücudun karşı tarafında elime
bir başka kitle geldi. . Ultrasonografi istedim..
Yarın çıkacak sonucu..İnşallah başka bir şeydir..
yazan; Aşk-ı Beka saat 11:22 Links to this post
Bugün ikinci pansumandı.
Yine canı yandı hastanın, benim de tabii..Ama onunkinin belki binde biri..
Hocam, hiç kapanma ihtimali yok mu bu yaranın dedi,
Üzgünüm, gittikçe daha kötü oluyor, ne diyebilirim ki,
Enfekte bir cilt kanseri..
Bazı yaralar vardır, ancak birazcık küçülebilir
Ama maalesef tam olarak kapanmaz.
Ampute iki bacakla yaşayan
üstelik belden dezartikülasyon imkanı da kalmamış bir hastaya
bunu söyleyebilmek
acıtıyor içimi..
Yapabilecek şey,
Bol morfinli bir medikasyon,
ve yaksada canını,
steril bir pansuman..
Söyleyebilecek tek şey,
'Allah acılarınızı dindirsin'
yazan; Aşk-ı Beka saat 11:38 Links to this post
yazan; Aşk-ı Beka saat 13:13 3 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 14:11 3 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 09:48 20 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 10:24 Links to this post
Etiketler filistin yardım maaş
Hayatımda ne çok yenilik oldu, yazan; Aşk-ı Beka saat 09:36 Links to this post
yazan; Aşk-ı Beka saat 10:58 1 Yorum/Katılım
yazan; Aşk-ı Beka saat 13:13 3 Yorum/Katılım