10 Mart 2008

İlk Bahar


Spring Parrots
Originally uploaded by NatashaP
"son"bahar ve "ilk"bahar arasında sıkışıp kalan beyaz ve puslu bir kış vardı.. kış geldi ve gitti usulca.. kış, yorgun ve telaşlı geçti..
ve nasıl olduğunu anlamadan birden bittiğini, gittiğini, giderken arkasında camlardan damla damla düşen erimiş kar sularını bıraktığını gördüm..
gözlerimi kapattığımda sonbaharın sonuydu, ve şimdi ilkbaharda yeniden neşeyle ışıldadı gözlerim..
dört duvar mahpusluğundan sıyrılan ruhum haftasonu Bursa'da, çok özel bir dostun yüreğinde misafir edildi ve tüm karamsarlığından, yorgunluğundan arındırıldı, yumuşatıldı, ferahladı. Rabbime çok şükür ve dostuma teşekkür ve dua ile bahar ferahlığında döndüm yeniden şehrime, hastaneme..
evime döndüğümde bahçedeki o kupkuru dallardan miniminnacık yeşil yaprakların boy vermeye başladığını hayret ve mutlulukla izledim..az kaldı..çok az zaman sonra yemyeşil olacak her yer..üstelik yeni doğmuş yapraklar ve taptaze çiçeklerle donanacak kupkuru dallar...
bahar ne güzel..yeniden doğmak gibi..
karın altına gömülüp, soğuktan donacağını sandığımız ümitlerimizin gün ışığı ve baharın kuş melodileriyle ısınması ne güzel..
"yitirme"nin çok ama çok kolay olduğu bu zamanlarda, ümidi yitirmemek adına direnmek zor, evet.. ama kuru dallar sevinçle ümidi müjdeliyor..ve ben de bahar rüzgarlarıyla, içimdeki kara bulutları oraya buraya dağıtmaya karar veriyorum..
baharınızı tebrik ediyor, kara bulutlarınızı temiz rüzgarlarla dağıtmasını diliyorum efendim..
gününüz aydınlık, gönlünüz şen, gözleriniz bahar gibi ışıl ışıl olsun..;)

8 yorum:

ersilver dedi ki...

kışın pek hayat belirtisi vermeyen nebatat baharda tekrar rengarenk elbiselerini giyerek hayata dönüyor. bitkilerin kışın ölüp baharda tekrar dirilmesi bizler için ibret alınması gereken önemli bir hadisedir aslında. hepimiz bir gün ölecegiz muhakkak ama öldükten sonra çok daha güzel bir hayata açılacak ruhumuz. haydi ozaman bitki ve çiçeğin yeniden canlanmasına tanıklık etmek için dışarı çıkalım ve kırlarda buna imkan yoksada en azından parklarda dolaşalım. eminim içimizde ılık bahar rüzgarları ile birkilte bizde bir sıcaklık ve neşe hissedeceğiz. ümidimiz ve sevincimiz daim olsun inşallah..

yiğitim dedi ki...

güneş bedenimi ısıttı bu gün,battı.Akşam oldu sen doğdun,okudum,ruhumu ısındı.

Adsız dedi ki...

bitteminni amin.

Talib-i dedi ki...

Bahar gelmiş, her yer şenlenmişken, çiçekler açıyorken dört bir yanda, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorken, birilerinin bu hayata veda ediyor olması insanın yüreğine işliyor...

Duanızada binlerce amin...

Talib-i Rıza dedi ki...

Bahar gelmiş, her yer şenlenmişken, çiçekler açıyorken dört bir yanda, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorken, birilerinin bu hayata veda ediyor olması insanın yüreğine işliyor...

Dualarınıza binlerce Amin...

Adsız dedi ki...

Sevdigin Kadar Sevilirsin

Yasli bir bey,sabah erkenden evinden çikmis yolda ilerlerken,bir bisikletlinin çarpmasiyla yere yuvarlanmis ve hafif yaralanmis. Sokaktan geçenler yasli beyi hemen en yakin saglik birimine ulastirmislar. Hemsireler pansuman yapmislar,biraz beklemesini ve röntgen çekerek herhangi bir kirik veya çatlak olup olmadigini inceleyeceklerini söylemisler.
Yasli bey huzursuzlanmis, acelesi oldugunu,röntgen istemedigini söylemis.Hemsireler merakla acelesinin nedenini sormuslar; 'Esim huzur evinde kaliyor,her sabah birlikte kahvalti etmeye giderim,gecikmek istemiyorum' demis.Esinize bir haber iletir,gecikeceginizi söyleriz deyince, yasli adam üzgün bir ifadeyle 'Ne yazik ki karim alzheimer hastasi, hiçbir sey anlamiyor, hatta benim kim oldugumu dahi bilmiyor' der...
Hemsireler hayretle 'Madem sizin kim oldugunuz bilmiyor, neden hergün onunla kahvalti etmek için kosusturuyorsunuz?' diye sormuslar...
Adam buruk bir sesle; 'Ama ben onun kim oldugunu biliyorum' demis...

Adsız dedi ki...

merhabalar ney hakkında resimler ararken yolum sizin blogunuza düştü müziginiz beni mest etti bilmiom gözlerimden yaşlar aktı yüregimde meltemler esti alah razı olsun sevgiler...

tarık dedi ki...

"Acaba: Mûciznümâ bir kâtib bulunsa, hurufları, ya bozulmuş veya mahvolmuş üçyüz bin kitabı tek bir sahifede karıştırmaksızın, galatsız, sehivsiz, noksansız, hepsini beraber, gâyet güzel bir Sûrette bir saatte yazarsa; birisi sana dese: Şu kâtip kendi te'lif ettiği senin suya düşmüş olan kitabını, yeniden, bir dakika zarfında hâfızasından yazacak. Sen diyebilir misin ki: Yapamaz ve inanmam...
Nakkaş-ı Ezelî, gözümüzün önünde kışın beyaz sahifesini çevirip, bahar ve yaz yeşil yaprağını açıp, rûy-i Arzın sahifesinde üçyüz binden ziyâde envâı, Kudret ve Kader kalemiyle ahsen-i Sûret üzere yazar. Birbiri içinde birbirine karışmaz. Beraber yazar; birbirine mâni olmaz. Teşkilce, Sûretçe birbirinden ayrı, hiç şaşırtmaz. Yanlış yazmaz. Evet en büyük bir ağacın ruh programını bir nokta gibi en küçük bir çekirdekte dercedip, muhafaza eden Zât-ı Hakîm-i Hafîz; vefat edenlerin ruhlarını nasıl muhafaza eder, denilir mi?"
SÖZLER/10.SÖZ