28 Kasım 2006

Sıkıntılar


love
Originally uploaded by icedance.

Sıkıntılar olmasa, olmazdı nice sanatlı eser..
Emekler olmasa, pişmezdi yemekler..
Zahmetler olmasa, gelmezdi rahmet..
Yağmasa yağmurlar, büyümezdi başaklar..
Ne varsa başımızda, neyse sıkıntı gibi görünen, bir ferah kapısının alâmetidir..
Alâmetidir kabukların çatlaması, yeni yetişen filizlerin..
Kendini boşlukta hissetmek, dopdolu şu dünyada, bir dolu telâşenin içinde bulmaktır kendini..
Kendini çok yoğun ve sıkıntıda hissetmek, bütün o enerjilerin sarf edileceği bir noktaya taşımaktadır insanı..
Çabadır, sancıdır, acziyetle uğraşmadır emekler..Acz ile, Kadir-i Hakim’e yönelmektir..
Her ne sıkıntımız var ise, vardır sebeb-i hikmeti..
Her neredeysek oradadır ebediyet anahtarları..
Çevremizi zırh gibi sardığını hissettiğimiz sıkıntılı durumlar içerisinden seslenirken hayata, acz ile Rahman’a yönelten bu sıkıntılara şükretmeli, dünyevi mahpushanelerden uhrevi hürriyet seyrine doğru ilerleyen bir sırat-ı müstakimi talep etmeli..
Sıkıntılarla sıkıldığımızda feraha erecek olan halet-i ruhiyemizi Basıt olan Rahman’a teslim etmeli..
Kalbleri evirip çeviren Rabb’e kalblerimizi teslim etmeli..

aşk-ı beka

fotoğraf: icedance

8 yorum:

cenkunal dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş.
Tebrikler...

cenkunal dedi ki...

"sıkıntılara şükretmeli, dünyevi mahpushanelerden uhrevi hürriyet seyrine doğru ilerleyen bir sırat-ı müstakimi talep etmeli.."
İşte bütün mesele de bu değil mi?

Monaruz dedi ki...

"Her ne sıkıntımız var ise, vardır sebeb-i hikmeti".

Katılıyorum!

Mutlaka bir hikmeti vardır, ama bu vardır bir hikmeti diye köşemize çekilmemizi gerektirmez.
Sıkıntı varsa, direnmek için bir nedenimizde vardır, öyle değil mi;)

Ay ay, pek bir umutluyum yazdım;)))

bahar dedi ki...

cok tatli bir blogunuz var bugun birkac harika blog kesfettim bu da onlardan biri. yusuf islamin sesi de her zamanki gibi mukemmel,
selamlar

Adsız dedi ki...

s.a.
Yeni açmış olduğum Gönül bloğuma sizleri de davet ediyor,dostluk, kardeşlik, doğruluk, güzellik, sanat, edebiyat,şiir, toplumsal ve evrensel konularda düşüncelerimi ve düşüncelerinizi paylaşmak istiyorum.

DAVET
Muhterem gönül dostları, dünyanın avuç içi kadar küçüldüğü, iletişimin akıl almaz noktalara ulaştığı,teknolojinin çıldırdığı, uzaklık mevhumunun ortadan kalktığı şu zamanda, insanlar arasında mesafeler sanki iyice açılıyor gibi. Beldeler, şehirler, ülkeler birbirine yaklaşıyor fakat, insanlar birbirinden uzaklaşıyor. Aynı sitede, aynı apartmanda, aynı katta yaşayan iki komşu bir birini tanımıyor. Merdivende karşılaşıp omuz omuza geçenler, aynı asansöre binip yüz yüze gelenler, bir " merhaba" ile de olsa selamlaşmıyorlar. Birisi cep telefonu ile oynarken, öbürü asansör aynasında saçlarını tarıyor, göz göze gelmekten kaçınıyorlar.

İnsanları bir birine bağlayan bazı kuvvetli bağlar vardır. Onlar gevşediği veya koptuğu zaman, herkes kalabalıklar içinde yalnız kalmaya başlar. Sohbeti, paylaşmayı, dertleşmeyi unutur. İnsanlar sosyal özelliklerini kaybeder, yabani meyve gibi yabanileşir. Yabani meyvenin ise, ne tadı, ne kokusu olur. Yemek isteseniz boğazınıza durur. Halbu ki insan kâinatın en tatlı meyvesidir. Yerde ve gökte ne varsa insana hizmet eder. Rabbimiz insanı dünyaya halife olarak göndermiştir. Meleklerden daha ileri geçebilecek bir yetenekle donatmıştır. Kendi "Ene"sinden insana bir parça vererek, Rabbini ve kendini tanımasını istemiştir. Cenneti ve Cemalini insana vaad etmiştir. Bu kadar değerli bir meyveyi yabani bir hale getirmek, öncelikle insanın kendisine yaptığı en büyük kötülük olacaktır. Onun için insan olan insan, Rabbini de bilir, kendini de bilir, çevresindeki diğer insanları da tanır ve onlarla insanlığı paylaşır.

İşte benim de amacım, bu mütevazi blog ile dostlar arasında bir diyalog kurmak, gönül köprüsü ile gönülleri bir birine bağlamaktır. Gönül kavramı benim için çok önemlidir. Çevreme gönül gözü ile bakmak, insanlarla gönül dili ile konuşmak, dostlarımı gönül kulağı ile dinlemek isterim. Bu blog inşallah bu amacıma ulaşmada vesile olacaktır. Zira gönül, muhabbetin mekanıdır. Kainat ise muhabbet iler ayakta duru. Bediüzzaman Hazretleri, "Kâinatın sebeb-i vücudu muhabbettir" diyor. Atomların çevresindek elektronlar muhabbetle döndüğü gibi, güneş etrafındaki gezegenler de bir mevlevî aynı muhabbetle dönerek güneş sistemini ayakta tutarlar. Cenab-ı Hak Habibi 'ne ( a.s.v) " Habibim sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım" diyor. Demek ki kâinat da Efendimizin muhabbeti hürmetine yaratılmış. Öyle ise hayatımızın temel taşı muhabbettir.

Sevgili gönül dostları, amacımız gönüller arasındaki bağları kuvvetlendirmek, yani muhabbeti koyulaştırmaktır. Bu arada hoş sohbetler, faydalı bilgiler, güzel haberler ve tüm güzellikler burada paylaşıma açıktır. Sevinçler paylaşıldıkça artar, acılar ise paylaşıldıkça azalır. Rabbim kimseye acı vermesin ama hayat bir imtihandır. Böyle bir imtihan sorusu ile karşılaşanlar da burada acılarını paylaşabilirler. Sevinçler zaten gönülden taşacak, başka gönüllere de ulaşacaktır.

Herkesi bu gönül sofrasına davet ediyor, her şeyin Rabbin rızasına ve gönlünüze göre olmasını diliyorum.

www.gonulpinari.blogcu.com adresime bekliyorum

Adsız dedi ki...

s.a.
Yeni açmış olduğum Gönül bloğuma sizleri de davet ediyor,dostluk, kardeşlik, doğruluk, güzellik, sanat, edebiyat,şiir, toplumsal ve evrensel konularda düşüncelerimi ve düşüncelerinizi paylaşmak istiyorum.

DAVET
Muhterem gönül dostları, dünyanın avuç içi kadar küçüldüğü, iletişimin akıl almaz noktalara ulaştığı,teknolojinin çıldırdığı, uzaklık mevhumunun ortadan kalktığı şu zamanda, insanlar arasında mesafeler sanki iyice açılıyor gibi. Beldeler, şehirler, ülkeler birbirine yaklaşıyor fakat, insanlar birbirinden uzaklaşıyor. Aynı sitede, aynı apartmanda, aynı katta yaşayan iki komşu bir birini tanımıyor. Merdivende karşılaşıp omuz omuza geçenler, aynı asansöre binip yüz yüze gelenler, bir " merhaba" ile de olsa selamlaşmıyorlar. Birisi cep telefonu ile oynarken, öbürü asansör aynasında saçlarını tarıyor, göz göze gelmekten kaçınıyorlar.

İnsanları bir birine bağlayan bazı kuvvetli bağlar vardır. Onlar gevşediği veya koptuğu zaman, herkes kalabalıklar içinde yalnız kalmaya başlar. Sohbeti, paylaşmayı, dertleşmeyi unutur. İnsanlar sosyal özelliklerini kaybeder, yabani meyve gibi yabanileşir. Yabani meyvenin ise, ne tadı, ne kokusu olur. Yemek isteseniz boğazınıza durur. Halbu ki insan kâinatın en tatlı meyvesidir. Yerde ve gökte ne varsa insana hizmet eder. Rabbimiz insanı dünyaya halife olarak göndermiştir. Meleklerden daha ileri geçebilecek bir yetenekle donatmıştır. Kendi "Ene"sinden insana bir parça vererek, Rabbini ve kendini tanımasını istemiştir. Cenneti ve Cemalini insana vaad etmiştir. Bu kadar değerli bir meyveyi yabani bir hale getirmek, öncelikle insanın kendisine yaptığı en büyük kötülük olacaktır. Onun için insan olan insan, Rabbini de bilir, kendini de bilir, çevresindeki diğer insanları da tanır ve onlarla insanlığı paylaşır.

İşte benim de amacım, bu mütevazi blog ile dostlar arasında bir diyalog kurmak, gönül köprüsü ile gönülleri bir birine bağlamaktır. Gönül kavramı benim için çok önemlidir. Çevreme gönül gözü ile bakmak, insanlarla gönül dili ile konuşmak, dostlarımı gönül kulağı ile dinlemek isterim. Bu blog inşallah bu amacıma ulaşmada vesile olacaktır. Zira gönül, muhabbetin mekanıdır. Kainat ise muhabbet iler ayakta duru. Bediüzzaman Hazretleri, "Kâinatın sebeb-i vücudu muhabbettir" diyor. Atomların çevresindek elektronlar muhabbetle döndüğü gibi, güneş etrafındaki gezegenler de bir mevlevî aynı muhabbetle dönerek güneş sistemini ayakta tutarlar. Cenab-ı Hak Habibi 'ne ( a.s.v) " Habibim sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım" diyor. Demek ki kâinat da Efendimizin muhabbeti hürmetine yaratılmış. Öyle ise hayatımızın temel taşı muhabbettir.

Sevgili gönül dostları, amacımız gönüller arasındaki bağları kuvvetlendirmek, yani muhabbeti koyulaştırmaktır. Bu arada hoş sohbetler, faydalı bilgiler, güzel haberler ve tüm güzellikler burada paylaşıma açıktır. Sevinçler paylaşıldıkça artar, acılar ise paylaşıldıkça azalır. Rabbim kimseye acı vermesin ama hayat bir imtihandır. Böyle bir imtihan sorusu ile karşılaşanlar da burada acılarını paylaşabilirler. Sevinçler zaten gönülden taşacak, başka gönüllere de ulaşacaktır.

Herkesi bu gönül sofrasına davet ediyor, her şeyin Rabbin rızasına ve gönlünüze göre olmasını diliyorum.

www.gonulpinari.blogcu.com adresime bekliyorum

Aşk-ı Beka dedi ki...

evet cenkunal, bütün mesele bu, neye talip olduğumuzu bilmek..
monaruz, haklısın, direnmek için bir nedenimiz muhakkak var,
:) Sıkıntı sabrı ve direnmeyi ister..
Umutlu olmaya devam :)

bahar, çok teşekkür ederim güzel düşüncen için..yusuf islam bence bu sayfadaki en güzel şeylerden biri, bir diğeri sami yusuf :)

gönül pınarı, yeni blogunuz hayırlı olsun, hayırlı paylaşımları beraberinde getirsin inşallah..

herkese selamlar

guletebessum dedi ki...

Dilerim ki,fâni dünyada kimse ömrünü mihnetle telef etmesin,fakat kâmil adam olmak isterse,elem çektiğine esef etmesin.
Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI

sıkıntı değil midir insanı olgunlaştıran, bundan kendimize bir pay çıkartabiliyorsak ne mutlu bize..manevi anlamda besleneceğim güzel bir blog..başarılarınızın devamını diliyorum...